CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, NTV'nin sorularını yanıtla

? zinisim adnikraf ninekilheT



CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, NTV'nin sorularını yanıtladı. CHP lideri Baykal, pazartesi sabahı yapacakları ilk işin dokunulmazlıkların kaldırılması için harekete geçmek olduğunu söyledi.

"NTV soruyor, liderler yanıtlıyor" programına konuk olan CHP lideri Baykal, "Başbakanın arkasında yığınla yolsuzluk dosyası var. Başbakanın üslubu şu: Kendisine yönelik suçlamaları kaydırmak için haklı haksız iddialarda bulunmak. Başbakan kendi hesabını vermeyen bir insandır. Mahkemeden kaçan bir insandır. İlk yapacağımız iş bütün dosyaları mahkemeye göndermek olacak. Dokunulmazlıkları kaldırmak olacak" dedi.


CHP lideri Baykal'ın sorulara verdiği yanıtılar konu başlıklarına göre şöyleydi:

ERDOĞAN'IN KAZANAMAZSAN ÇEKİL ÖNERİSİ
Başbakanın bu konuda bir karar aldığını öğrendik. Ben hiçbir zaman siyasi rakiplerimin siyasetten çekilmesi gerektiğini düşünmedim. Hiçbir zaman aklımın bir kenarından böyle bir talep geçmedi. Bu olmaz, böyle bir şey söylenmez. Ne Sayın Ecevit'e ne diğer liderlere yönelik olarak 'sen siyasi hayattan çekil demeyi' kendim için acz sayarım, bu acizliktir. Sağlık, yaş önemli... Ülkesine çok ileri yaşlarda sağlık sorunu elverişli değilken büyük hizmetler vermiş insanlar vardır. Bunun bir engel gibi öne çıkarılmasını yadırgarım. Yaşla ilgili hiçbir sorunum yok. İçinde bulunduğum yaşı zevkle yaşıyorum. Genç görünme çabam yok, öyle uğraşlarım yok, saçımı boyamam. Bu yaşamı zevkle yaşıyorum. Bu konuda bir problemim yok. Bunu bir siyasi tartışma zeminine çekmeyi ayıp bulurum. Bu başbakanın son zamanlarda kendisini gösteren üslup zafiyetinin bir yansımasıdır. Bu şart onun takdiridir. Siyasette iktidar da var muhalefet de var. Bu onun takdiridir. Bunun kullanmadım, üstüne atlamadım. Hayırlı olsun deyip geçtim. Diğerleri yapar yapmaz sana ne... Ben senin icazetinle siyaset yapıyor değilim ki. Senden önce vardım, öyle anlaşılıyor ki senden sonra da var olmaya devam edeceğim. Bir Başkakan, 'şu şartla-bu şartla bırakırım' demeye başladıysa artık yolun sonu görünmüş demektir. Sona yaklaşan bir siyasetçi, 'ayrılma' söylemini son bir güç kazanma umudu içinde kullanıyorsa, bu son mermisini de ateşliyor demektir. Ayrılmayı mütalaa etmeye başladığı görülüyor. Başbakan böyle çok sözler verdi, biz alıştık. Dokunulmazlıkları kaldıracağız dedi, kaldırmadı. Çok esnek bir insan. Uzlaşma olmaz diyordu. Bu meclis seçecek diyordu olmadı. Önümüzdeki günlerde uzlaşmaya seçeceğiz dedi.

'ÇOK ÖNEMLİ GÖREVLER YAPTIK'
Kantitatif bir başarı tarifim yok. Ben başarıyı görev yapmak olarak görüyorum. Benim görevim CHP Genel Başkanı olarak Türkiye'ye yönelik olduğunu düşündüğüm tehlikeleri, tehditleri topluma yansıtmak ve onları harekete geçirmek. Kadınları erkekleri göreve çağırdım. Bu benim saptamamdı. 1 Mart tezkeresiyle ilgili bir tehlike gördük. Başarıyla görevimizi yaptık. Terör sorunu gündeme geldik çok önemli bir görev yaptık. Teröristlere af anlamına gelecek bir yasa yanlıştır dedik. Dubai'de bir anlaşma yaptılar, karşı çıktık. Yıllardır çekindiler Meclis'e getiremediler. Ben yaptığımı biliyorum. Çok önemli hizmet ediyoruz. Toplum o duyarlılık içinde geleceğe bakıyor.

ÖNCELİKLER
Biz muhalefette çok önemli görev yaptığımızı düşünüyoruz, Türkiye'nin demokrasi içinde tehlikeleri bertaraf etmek için halkın gereken kararı almasını sağlamaya çalışıyoruz. Meydanlar çok önemli bir tablo çiziyor. Başardığımız zaman ilk yapacağımız şey dokunulmazlıkların kaldırılmasıdır.

SEÇİM ANKETLERİ
Bu anketlere hiçbir yanıtım yok. Bu anketlere yanıtı pazar günü vatandaşlarımız verecektir. Beklentim AKP'nin milletten bir ders almasıdır. CHP'nin ciddi bir destekle yükseleceğini düşünüyorum ve Türkiye'nin seçimden sonra yeni bir Türkiye olacağına güveniyorum. Bu Türkiye'yi sağlamaya çalışıyoruz. Ben hiçbir seçimde herhangi bir matematiksel oran telaffuz etmedim. Bu doğru değil, mümkün de değil. Bu konuda tahmin yapanların defalarca gülünç hale geldiğini yaşadık. Her seçimde sürpriz var. Gazetelerin yaptığı araştırmalarda görünen şudur: AKP 85 seçim çevresinin çoğunda milletvekili kaybedecektir. AKP milletvekillerini arttırır diye bir tahmin yapılmamıştır. Her tarafsız gözlemci AKP'nin o eski dönemi bitti diyor. 85 seçim çevresinde ısrarla söylenen budur. Parlamentonun farklı bir yapısı olacak. Üç tane belki de dört tane parti olacak. Göreceğiz. Türkiye bu seçimden mutlaka yeni bir iktidar çıkarmak zorundadır. Eğer böyle olmazsa Türkiye çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalır, bunu çok açık şekilde görüyorum. Bugünkü iktidar Türkiye'nin başına çok iş açacak, eğer meydanı boş bulursa. Eğer bildiğiniz anlayışını, yaklaşımını önümüzdeki dönemde serbestçe uygulama durumunda olursa Türkiye'nin başına çok iş açacaktır, bundan hiç tereddütüm yok. Ama milletin bunun farkına vardığını kesinlikle böyle bir olaya fırsat vermeyeceğini ve yeni bir tablo oluşturacağını düşünüyorum.

KOALİSYON
Uzlaşma zorunluluktur. İtalya yıllarca koalisyon hükümetleriyle çok başarılı güzel işler yaptı. Avrupa'da birçok ülke yine aynı şekilde... Bazen tek parti çok tehlikeli bir istikrarsızlık kaynağı olabilir. Tek parti birden bire bir şımarıklık içine girer, söz dinlemez hale gelir, sakıncalı tehlikeli biri tablo çıkar, hak hukuk dinlemez, medyayı yeniden yapılandırır. Bazı medyayı ürkütür, yıldırır, yeni medya kurar. Karışık sermayeyi medya dünyasına yerleştirir. Bu dönem bitiyor.

Hepimiz tek başına iktidar olmaya çalışıyoruz. Can siperane bir şekilde tek başına iktidar olaya çalışıyoruz. Bugün Eskişehir'de muhteşem bir mitingimiz vardı.CHP-DSP kaynaşmasının çok güzel sergilendiği bir kent Eskişehir. Biz bugüne kadar bize hiç oy vermemiş, liberal sağda bulunmuş insanların oyunu almak için de çırpınıyoruz. Çünkü Türkiye'nin buna ihtiyacı olduğu için çırpınıyoruz.

'Bu seçim bir lig maçı değil bir milli maçtır, biz bu milli maçta CHP'yi destekliyoruz' dediler merkez sağda yer almış önemli saygın insanlar.

Bu seçimde Barzani kim seçimi kazansın ister. O mu hesabını bilmiyor biz mi bilmiyoruz!..

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ
Geçen deneme herkese başta Başbakan'a olmak üzere uzlaşmanın gerekli olduğunu öğretmiş olmalıdır. Uzlaşmadan geçen parlamentoda seçilememişti, bu parlamentoda hiç seçilemez. Bu nedenle uzlaşma zorunludur, anayasamız da zaten bunu öngörmüştür. Uzlaşmaya mecburuz. Biz CHP olarak uzlaşma gereğinin farkındayız ve buna geçen dönem buna katkı yapmaya çalıştık. Ama Sayın Başbakan'ın tavrı nedeniyle seçilemedi. Herhalde bunu kendisi de görmüş olmalı ki kısa bir süre önce 'yeni Meclis uzlaşmayla cumhurbaşkanını seçmeli' dedi. Uzlaşmayı prensip olarak kabul etmesi doğrudur. Biz CHP olarak gelecek parlamentonun uzlaşmayla bir cumhurbaşkanı seçmesine katkı veririz. Bu konuda üzerimize düşeni yaparız.

Büyük bir olasılıkla partiler ancak tarafsız bir isim etrafında uzlaşma eğilimi içinde olacaktır. Bu benim tahminimdir. Böyle bir tarafsız cumhurbaşkanı sorumluluğunu üstlenebilecek, anayasayla gizli açık kavgası olmayan, saygın bir şahsiyet, arkasında dosyası olmayan bir şahsiyet cumhurbaşkanı olabilir.

Böyle bir ismi partiler birbirilerinin dışında arama eğilimi içinde olurlar. Herkes kendisini güven hisseder. Uzlaşma istiyorsak uzlaşma bizi böyle bir isme götürür. CHP 370 milletvekili çıkarsa daha ben uzlaşmayla cumhurbaşkanı seçilmesini doğru buluyorum. Bunu şimdiden ifade ediyorum. Herkesin kabul edeceği katkı vereceği bir cumhurbaşkanın iyi olacağını düşünüyoruz. Dayatma yanlıştır. Anayasadaki tanımına uyun bir insanı cumhurbaşkanı olarak seçelim.

Seçilemezse seçim seçeneği arzu edilecek bir seçim değildir. Henüz yeni yemin etmiş bir parlamentoya bir liderin, 'Uzlaşmayalım, tekrar seçilme gidelim' diyecek bir liderin bunu kabul ettirmesi güçtür. Hangi parti uzlaşamaz dayatmacı gizli gizli kendi hesabını götürmeye çalışırsa bunu yapan partiye halk büyük bir tepki gösterecektir.

Geçen dönem AKP uzlaşmayı kabul etse bizimle görüşürdü. Bizimle görüşseydi biz anayasadaki tanıma uygun bir cumhurbaşkanı için katkı yapacaktık. Cumhurbaşkanlığı 550 kişinin değil, 70 milyonun işi... Bunu dar bir kulüp konusu olarak anlamamalı... 'Ben yapacağım benim içinden olacak' gibi anayasanın bir anlayışı yok.

TERÖR
Kürt düşmanlığı ithamı büyük haksızlık. Bizim bir husumet, düşmanlık içinde olmamız mümkün değildir. Bizi Kürtleri seviyoruz, biz terörü sevmiyoruz. Terörü belli bir etnik kliğin kaçınılmaz bir parçası sayıyorsanız o zaman böyle şeyler söylersiniz. Olay terör olayıdır. Terörün en ağır bedelini Kürtler çekiyor. Terörle hiç ilişki olmayan namuslu, şerefli Kürtlerle kimin ne ilgisi olabilir? Hepsi kardeşimizdir. Bir kız almaya bakıldığında bunun kökeni Kürt mü diye bakılmaz. Bugün milyonlarca Kürt kökenli insan Türkiye'nin dört bir köşesinde yaşıyor. Benim yığınla Kürt arkadaşım var. Can kardeşlerimdir. Kürt düşmanlığı gibi laflar bölücü laflardır. Sorun terördür. Sorun etnik köken değildir. Türkiye'de etnik farklılık adına birileri terör uyguluyor.

Türkiye'yi bu coğrafyanın büyük petrol satrancının bir piyonu gibi kullanmak isteyenler yok mu?

Teröre karşı tavrını netleştirmeyen kimseyle bir masa başında uzlaşma aranmaz. Masada silah varsa uzlaşma olmaz. Bunu dünya denedi. Bu net bir olaydır. Net, inandırıcı bir şekilde terörle ilişkisi kesilmeyen kimseyle uzlaşma olmaz. Apo bağlantısı çok açık. Öcalan'dan kopuk bir DTP düşünebiliyor musunuz? Biz gerçekçiyiz. Gerçekçi olmamız bu konuda katı olmamızdan değil. Eğer DTP seçime parti olarak girseydi geçen seçimde alacakları oyu alamayacaklardı. O eski hava yok. Bölgedeki insanlar artık terörü gördüler. Zaman içinde bölge halkı teröre karşı siyaseti tespit edecek kendini ondan ayıracaktır.

Kuzey Irak'ta elde ettikleri siyasi etkinliği Türkiye coğrafyasına taşımak isteyenler var. Bu nedenle PKK'yı bir terör örgütü olarak görmüyorlar. Oturun uzlaşın, diyorlar. PKK'nın terör niteliğini reddediyorlar.

Hizbullah'ın Hamas'ın etkinliğini Anadolu'ya taşımak mı istiyorlar? Bunda ABD'nin Avrupa'nın bir yararı olabilir mi?

Güneydoğu'da yaşanan terörün eğer etkisiz kılınmazsa istediklerini vererek başarı güvenceye almak mümkün değildir. Tek çıkış yolu terörü etkisiz kılmaktır. Terörün arkasında güçleri ya ikna edeceğiz ya da kabul ettireceğiz. Bu olmazsa Türkiye karışır.

Türkiye'nin üç büyük yerinde büyük bir patlama olsa Türkiye bunu sükunetle seyredebilir mi? Bunu anlatmak zorundayız. Türkiye bu konuda gerekli duyarlık ve sahiplenme anlayışını gösterirse ben inanıyorum ABD de buna anlayışla bakar. AB ile ilişkiler çığırından çıkıyor altında bu yatıyor. Bunlar bozar ilişkileri. Bunun bilincinde olan bir yönetim yok.

MALVARLIĞI
Öyle sanıyorum ki başbakan benim hakkımda çok ciddi bir soruşturma yaptı. Her şeyimi didik didik etti. Ama görülüyor ki hiçbir açık bulamış. Diyebildiği şey 1944 yılında CHP ekmeğe karne koydu. 1944 yılında İngiltere'de de karne vardı, Almanya'da vardı. O dönemin koşulları oydu. Benim hakkımda bula bula getirdiği bu ekonomik sıkıntıların yaşandığı...

Eşinin mal varlığını açıklasın diyor. Başbakan çalı dibi taşlıyor. Eşimin mali durumu annesinin babasının vefatı dolayısıyla ona intikal edenlerin dışında, girdiğimiz kooperatif, gayrimenkul arsa alımlarının oluşturduğu dışında hiçbir şey yoktur. Hepsinin hesabı bellidir. Birkaç parça gayrimenkul dışında eşimin hiçbir malvarlığı yoktur. Malla mülkle bizi başbakanın vurması mümkün değildir. Biz mal mülk peşinde koşan bir kültürün insanı olmadık.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !