Cumhuriyet düşmanı Cumhurbaşkanı adayı 2
? zinisim adnikraf ninekilheT
Sizce Muhtırada bahsedilen “Cumhuriyet düşmanı” kim?
“Bu, Cumhuriyet döneminin sonudur. Laik sistem çökmüştür ve onu kesinlikle değiştirmek istiyoruz.”
(27 Kasım 1995 The Guardian Gazetesi)
“Çukurca’da dağa ‘Ne Mutlu Türk’üm Diyene diye yazmışsınız. Maalesef
resmi ideoloji, Türk milliyetçiliği şeklinde kendisini ırki taassup
(ırkçı yobazlık) olarak tezahür ettirmiştir.” (DYP’li Baki Tuğ, DEP’li
Remzi Kartal ile katıldığı bir konferans)
“Türkiye’de bir sistem bunalımı var. Halka zorla diretilen, halkına
zıt, ona düşman bir sistem. İşte onun içindir ki, bugün senelerdir
beraber olduğumuz bazı insanlar ayrılıkçı mücadele içine girmişler.
Ülke bütünlüğünü bile tehlikeli duruma getirir hale gelmiş böyle bir
sistem...”
“Türkiye’nin resmi ideolojisinin tabii karakterleri bu sistemi kuran
tek partinin altı sloganı ile ortaya çıktı. Cumhuriyetçilik,
milliyetçilik, halkçılık, devrimcilik, devletçilik ve laiklik… Bu
ilkeler hep bu halka bir zorlatma şeklinde dayatıldı... Uygulamada tam
bir diktatörlük…
“… (Atatürk’ün) Türkiye’nin Irak, Libya, Suriye’ye benzeyen çok yanları
var. Neden? Aynı TEK ADAM pozisyonu. Bugün Libya, Irak ve Suriye’ye
gidin, tek insanın resimleri vardır her yerde. Tek insanın heykelleri
vardır.”
“Devrimcilik adı altında yine bir dizi hukuki düzenleme tepeden inme, zorla getirilmiş ve zorla kabul ettirilmiştir.”
“Milliyetçilik maalesef bir nevi ırkçılık şeklinde devam etmiştir…
Milliyetçilik öyle olmuş ki, Türkçülük şeklinde alınmış ve bu ister
istemez aksini de bazı insanların aklına getirmiştir. Mesela bunları
açık söylemek zorundayım, ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ lafını tutup her
yere yaza yaza, Türkiye aslında İLKEL bir hale dönmüştür...”
“Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit eden, en büyük tahribatı vermiş olan
sistemin ilkelerinden biri de LAİKLİK ilkesidir. Türk milletinin moral
değerlerinin ana kaynağı din olacak, İslam olacak, sonra siz bunu
potansiyel tehlike olarak göreceksiniz ve bunu uygulamalarla ortaya
koyacaksınız.”
“Aynı şekilde, dindar olan bir subaya da siz kendi ordunuzda hayat
hakkı vermiyorsanız, bunu açıkça söylemeden onu saf dışı ediyorsanız,
sanki safra atar gibi, ajan yakalamış gibi onları ayıklıyorsanız, siz o
zaman bu ülkenin devamını, bütünlüğünü nasıl temin edersiniz?..”
“Bu açıdan ikinci Cumhuriyet, yeni OSMANLICILIK kavramlarının ve bu
tartışmaların ortaya gelmesini ben çok sağlıklı görüyorum ve geleceğe
çok ümitle bakıyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.”
(Türkiye’nin Milli Bütünlüğü ve Güvenliği. İş Dünyası Vakfı Yayını)
“İslam’a aykırı kanunlar kalkacak…”
“Evet (zulüm gördük). Eşim liseyi dışarıdan bitirmek istedi. Başörtüsü var diye imtihana almadılar.”
“İçimizde öfke var…”
“(Anayasa’nın ilk dört maddesini kastederek) gücümüz olursa
değiştirebiliriz… Artık Türkiye yasaklarla gidemez. Yani anayasada şu
yasak var bu yasak var diye gitmez. Halk isterse yapılır.”
“Türkiye’de açık-gizli İslam düşmanlığı olduğuna inanıyoruz.”
“ Şeriat’ı tanımlamak lâzım… Eğer insanlar “ben Müslüman’ım” diyorsa,
inançlarına göre yaşamak zorundadır. Ama başkası bunu istemiyorsa o
kendi bileceği iştir.”
“Türkiye’de geçerli kanunlar arasında İslam’a aykırı olan da var,
olmayan da. Aykırı olanlar baskıdır. Baskı kalkacak. Bu hakkı
kullanacağım. Halka bu imkanı vereceğim.”
(Milliyet Gazetesi 10 Aralık 1995, Nilgün Cerrahoğlu ile röportaj)

0 yorum yazılmıştır