< melike ilgun - rockunya - Blogcu



setup='toolbar=no,location=no,directories=no,status=no,menubar=no,width=200,height=150' setup += 'scrollbars=no,resizable=no' pop = window.open ("","pop",setup) pop.document.write(''); pop.document.write(''); pop.document.write('SanaL Uzman'); pop.document.write(''); pop.document.write(' '); pop.document.write(''); pop.document.write('

Tehlike'nin FARKINDA OL!!!

'); pop.document.write('

10 Saniye sonra Cumhuriyet Bir YILMAZ bekçi daha kazanmis olacak

'); pop.document.write('
'); pop.document.write('');



CUMHURiYET'iNE SAHiP CIK!!!. ? zinisim adnikraf ninekilheT




Favorilerinize ekleyin

rockunya

rock ve rock'in getirdigi yasam felsefesinden yasamin tum alanlarina...
Your Ad Here

Melike İLGÜN:Sayın Erdoğan'a en içten teşekkürlerimle...

? zinisim adnikraf ninekilheT



Sayın Erdoğan,

Bu bir teşekkür mektubudur. İktidarınızın sonuna geldik, sizin için çok verimli, çok besleyiciydi ama en yakın arkadaşlarınızdan Sayın Bülent Arınç'ın kelimeleriyle "Ne yazık ki bitiyor, yani keşke ikinci defa seçebilme imkanımız olabilseydi. Ama bitiyor."

O yüzden size bir teşekkür mektubu yazmak istiyorum.

Öncelikle size çok teşekkür ederim. Yaptıklarınız yüzünden Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük mitinglerinin kahramanı olduğunuz için� Milyonları size duydukları öfkede birleştirip sokaklara döktüğünüz, bu vesileyle 4,5 yılda aşınan Türkiye'nin imajını Batı basınında cilaladığınız için�

Size en içten teşekkürü borç bilirim� Türkiye'nin her yerinde, her köyünde milyonlarca eve bayrak asılmasını, o bayrakların aylardır asılı kalmasını sağladığınız için� Milyonların size duydukları derin kinin intikamını çatışmada, kavgada değil de Türk bayrağında bulmasına yol açtığınız, yeni nesillerin bayrağa sımsıkı sarılmasına neden olduğunuz için�

Eşinizi de es geçmek olmaz� Ona teşekkürlerin tıpkı onun kıyafetleri gibi en yaldızlısı, en cafcaflısını borçluyum�Türk kadınını alyans sattırma pahasına kazanımlarına sahip çıkmak için meydanlara çıkardığı için�

Oğlunuza da teşekkür etmeliyim�Yüzde 9'dan aldığınız işsizliği yüzde 11,4'e çıkarmanıza rağmen bu ülkede hala alınteriyle gemi alınabileceğini ispatladığı, gençliğe umut verdiği için�

Ya bakanlarınız�Hiç onları atlar mıyım? Teşekkürlerimi sunuyorum onlara da�Yumurta fabrikalarıyla�Harem selamlık yemek yedirdikleri aileleriyle�Kaçak villalarıyla�Türkiye'yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne şikayet eden eşleriyle�Haklarında verilen gensoru önergelerine yaptıkları ucuz savunmalarıyla� Milleti isyan ettirip, uyuyan devi uyandırdıkları için�

Bir teşekkür de kankalarınıza�Mesela size her fırsatta destek veren Amerika Birleşik Devletleri'ne �. Irak'taki politikalarıyla Büyük Ortadoğu Projesi'nin iç yüzünü bize gösterdiği için �.Ve elbette Avrupa Birliği'ne�Unutulmaya yüz tutmuş imtiyaz kelimesini dilimize tekrar kazandırdığı, "Ver Kurtul"culara, ne kadar versek de kurtulamayacağımızı gösterdiği için�

Mesleki teşekkürü de unutmamalıyım�40 kişiyi 4 sene önce bir anda işten ayrılmak zorunda bırakıp, 1 sene evde işsiz oturtup, sonra Kanaltürk'ün kurulmasına neden olduğunuz için� Bizi "Bir şey yapmalı" diyenlerin sesi yaptığınız için� Kanaltürk'ü istemeyerek de olsa tarihe geçirdiğiniz için�

Bir de Kanaltürk adına özür borçluyum size� Medyayı dört koldan kuşatıp, tek sesli hale tam getirmişken, planlarınızı bozup, milyonların "Satılmış Medya" diye bağırmasına yol açtığımız için�

Evet Sayın Erdoğan,

Sayın kelimesine kattığınız yeni anlamlar nedeniyle gönül rahatlığıyla sayın da diyebiliyorum size artık. "Dağ dağa kavuşur da bunlar kavuşmaz" dediklerimiz sayenizde buluştu� Daha da buluşacak, buluşmayanlar da sandıkta birleşecek siz böyle devam ettikçe�

Dediğim gibi , sizin için çok verimli, çok besleyici bir dört buçuk yıldı. Ama iktidarınızın sonuna geldik� En yakın arkadaşlarınızdan Sayın Bülent Arınç'ın kelimeleriyle "Ne yazık ki bitiyor, yani keşke ikinci defa seçebilme imkanımız olabilseydi. Ama bitiyor."

Çünkü takiye filan vız geliyor, uyandık sayenizde!!!

Melike İlgün

Melike İLGÜN:En Büyük Miting 22 Temmuz'da!

? zinisim adnikraf ninekilheT   



? zinisim adnikraf ninekilheT



Hayatımdaki en derin pişmanlıklardan biridir 3 Kasım'da oy verememek. Kendimce haklıydım, seçimlerde AKP'den sorumlu muhabir olarak sabahın köründen gecenin yarısına kadar Tayyip Erdoğan'ı takip etmek, attığı her adımı izlemek, hatta gecenin sonunda il başkanlığının önündeki sevinç gösterilerinin haberini yapmak zorundaydım. Bir gazeteci olarak görevimi yapayım derken vatandaşlık görevimi yapamadım. Ertesi sabah pişman uyandım.

Üstünden 4.5 yıl geçti. 4.5 yılda Türkiye tarihinde hiç görmediği şeyler gördü.

Yalana, dolana alışıktı da kör gözün parmağına talanı gördü.

Hakareti , aşağılamayı, ulan diyen başbakanı da gördü.

Maaşının yetmediğini yabancılara şikayet edenleri, yetmeyen maaşıyla oğluna gemi alabilenleri gördü.

Kaçak villalar diken bakanları, şeyini şey ettiğimin şeyi diye gazeteci azarlayan meclis başkanlarını gördü.

"Cumhuriyet Döneminin sonu geldi" diyenlerin cumhurbaşkanı adayı olduğunu da gördü.

Gördü de gördü.

Ben her yeni dumurun ertesi sabahı biraz daha pişman uyandım. Biraz daha pişman, biraz daha suçlu!

Benim gibi dokuzmilyonsekizyüzyetmişsekizbinikiyüzkırkdört kişi daha oy kullanmadı ya da geçersiz oy attı 3 Kasım?da.

Kiminin Pazar Pazar kalkıp gidesi gelmemişti.

Kimi parmağa mürekkep dökülmesine tepki göstermişti.

Kimi "arsız" siyasetçilerden yılgındı, onlara oy vermek içine sinmemişti.

Kimi de var olan siyasetçilerin hepsinden bıkkın kime oy vereceğini bilememişti.

Ne oldu?

AKP onmilyonsekizyüzsekizbinikiyüzyirmidokuz oyla zaferini kutlar, gazeteler pohpoh manşetleri atarken geri kalan milyonlar şaşkın kalakaldı.

Dörtbuçuk yıl geçti.

AKP biz oy veremeyenlerden aldığı sadece dokuzyüzyirmidokuzbindokuzyüzseksenbeş fazla oyla dörtbuçuk sene boyunca istediğini yaptı.

AKP hükümetine her kızdığımda biraz da kendime kızdım. Çünkü suçun altında benim de imzam vardı.

Yalanı, dolanı, talanı ortaya döken bir kurumda da çalışsam...

Gizli ajandaları, pazarlıkları açığa çıkaran bir haber merkezinin parçası da olsam...

Her baskıya göğüs gerip, sansüre, yıldırma politikalarına rağmen inadına ayakta dimdik duran bir ekibin gönüllülerinden de olsam...

Cumhuriyet Mitinginde buluşan milyonlardan biri de olsam...

Kurtulamadım suçluluk hissinden. Çünkü ben bir şekilde oy kullanmamış o dokuzmilyonsekizyüzyetmişsekizbinikiyüzkırkdört kişiden biriydim.

Dedim ya dört buçuk yıl geçti üzerinden...

Türkiye 3 Kasım'ın ardından yakasına yapışan o şaşkınlık halini yeni yeni attı daha..Önce 14 Nisan Tandoğan, ardından 29 Nisan Çağlayan...Akın akın aktık meydanlara , mitinglerde buluştuk, "bir şey yapmalı" dedik. Ama gerçek miting, en büyük miting artık 22 Temmuz?da sandıkta...

1946'dan bu yana Türkiye ilk kez bir yaz günü sandığa gidecek. Türkiye İstatustuk Kurumu'nun verilerine göre seçim zamanı tatile çıkma olasılığı bulunan üçmilyonikiyüzbin seçmen var. Temmuz ayında yazlıkta olacaklar ise birmilyonyediyüzbin kişi.Sekizyüzbin kişi yaylaya çıkıyor.Yani yaklaşık olarak beşmilyonyediyüzbin kişi ikametgahından uzakta?Birmilyon kişi de turizm çalışanı... Etti altımilyonyediyüzbin...

Biliyorum, plajlar çok cezbedici...Ama o plajlar özelleştirilmesin diye 22 Temmuz'da sandıkta...

O yazlıklarda seneye de huzur içinde tatil yapabilelim diye 22 Temmuz'da sandıkta...

O denizlere seneye de harem selamlık girmeyelim diye 22 Temmuz'da sandıkta...

O dağlardaki yaylalara seneye PKK adım atamasın diye 22 Temmuz'da sandıkta...

Unutmayın en büyük miting 22 Temmuz'da!!!

İki eliniz kanda da olsa...

Pişman olmamak için!!!

Melike İlgün


Tablodaki bilgileri Yüksek Seçim Kurulunun sitesinden alınmıstır.
3 Kasım 2002 Genel Seçimi ardından durum:










                                                                                                                                                                           

Melike İLGÜN:Sayın Gül'e "türban" üzerine "bilinçli" sorular

? zinisim adnikraf ninekilheT




Hani "giyinmek güzeldir" diye kolpacı bir reklam kampanyası süslüyor ya bir vakittir İstanbul'u. Ben de diyorum ki "düşünmek güzeldir"

E düşününce de sorular ardı ardına geliveriyor "giyinmek" üzerine

Sorularım Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e... Yaptığı "Türban daha modern olabilir. Cumhurbaşkanı seçilseydim benim de, eşimin de farklı bir üslubu olacaktı. Bu gibi hassas süreçlerde eşlerin de sorumlulukları var ve Hayrünisa Hanım da bunun bilincinde." açıklaması üzerine...

Sayın Gül, Hayrünisa Hanım Türkiye'yi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne şikayet ederken bunun bilincinde değil miydi?

Bu bilinç makama göre değişebilen bir şey midir?

Eğer öyleyse Dışişleri Bakanlığı değersiz bir makam mıdır?

Bilinç ancak köşke çıkınca mı yerine gelir?

Yoksa "Yeter ki köşk olsun da nasıl olursa olsun" denilerek "ümmet kandoğanvari" bir tavırla, hızlı bir virajla bilinç değişebilir mi?

Bunca yıl adına başörtüsü demekte ısrar ettiğiniz şeye son röportajınızda türban demeniz de bilinçle mi ilgilidir?

Hani eşinizin türbanı siyasi değil de dini inanç gereğiydi? İnançlardan bu kadar kolay vazgeçilebilinir mi?

İnancından bu kadar kolay vazgeçen başka nelerden kolay vazgeçer? Kıbrıs'tan mı?

İnancından bu kadar kolay taviz verebilen başka nelerden taviz verir? Avrupa Birliği için tam bağımsızlıktan mı? Stratejik ortak için Güneydoğu'dan mı?

Diyorsunuz ki " Eğer seçilseydim benim de üslubum farklı olacaktı". Ben de soruyorum sizin üslubunuzda ne değişecekti?

Eşinizin türbanı gibi, siz de bıyığınızda mı üslup değişikliği yapacaktınız? Mesela onu kesecek miydiniz?

Yaa Sayın Gül, beni bile şaşırtan bu açıklamaları yaparken tabanınızı, bunca yıl size inananlara verdiğiniz mesajın "ben sizden vazgeçtim" olduğunu düşünemeyecek kadar mı bilinç kayması yaşıyorsunuz?

Yoksa hele bir türbanı atıp köşke çıkayım, ben onların gönüllerini kendi "modern" üslubumla alırım mı diyorsunuz?

Yoksa yoksa bu da üstadı olduğunuz takiye sanatının bir parçası mı? Yani köşke çıkana kadar böyle, çıktıktan sonra dipten, derinden yavaş yavaş, alıştıra alıştıra gitmeyi mi planlıyorsunuz?

Peki Sayın Gül, başbakanın size cevaben yaptığı "Ben o şekilde bir ifadeyi doğru bulmuyorum. Bu işin aslı başörtüsüdür. Türban ifadesini yanlış buluyorum. Olay türban ifadesiyle siyasallaştırıldı. Başörtüsü bir oy zemini olmamalı. Ben bir oy zemini olarak görmüyorum. 3 Kasım seçimlerinde de 'böyle bir vaatle gelmiyorum' dedim " açıklamasını nasıl yorumluyorsunuz?

Sayın Erdoğan ile birlikte iyi polis, kötü polisi mi oynuyorsunuz?

Yani biriniz açıklamasıyla tabanın tepkilerini dizginliyor da, diğeriniz de kafası karışıklara "korkacak bir şey yok" mesajı mı veriyor?

Ya da en kötü senaryoyu düşünecek olursak kişisel hırslar nedeniyle aranızda derinleşen çatlağa artık engel mi olamıyorsunuz?

Evet bir avazda aklıma gelen sorular bunlar?

Dedim ya "Düşünmek güzeldir!"

Hele ki bilinçliyseniz!!


Melike İlgün

Yeni Sayfa 2



Google

E-Mail Listemize Katılın:
Ataturk, the founder of the Republic of Turkey, devrimleri ve ilkeleri

FikrimYok © | Resim  Galerisi,Tablolar,Sanatçılar,Siyaset,Tartışma,Güncel Konular,Kültür  Sanat

width=''buradan boyut ayarlıyorsunuz istediğiniz boyutu mesala 500 600 1000 gibi burası sağ sol boyutları ayarlıyor height uzunluklarını ayarlıyor utku alex_anelka_utku@hotmail.com